İçeriğe geç
İşçi Hakları Avukatı

İş Hukuku Avukatı

İş hukuku avukatı, işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda tarafları temsil eden, 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili mevzuattan doğan alacak ile tazminat taleplerini arabuluculuk ve dava yoluyla takip eden avukattır. Halk arasında işçi avukatı, iş mahkemesi avukatı ya da iş davası avukatı adlarıyla da anılır.

Büromuz işçi tarafında çalışır. Kıdem ve ihbar tazminatı, ödenmemiş fazla mesai, işe iade, iş kazası ve hizmet tespiti dosyalarını çalışan adına yürütürüz. İşveren vekilliği üstlenmeyiz.

İş Hukuku Avukatının Yaptığı İşler

İş hukuku avukatının işi dava dilekçesi yazmakla başlamaz. Dosyanın büyük kısmı, dava açılmadan önce yapılan hesaplama ve delil hazırlığında kazanılır ya da kaybedilir.

Bir işçi dosyasında avukatın üstlendiği işler sırasıyla şunlardır: iş ilişkisinin hukuki niteliğinin belirlenmesi, fesih sebebinin haklı mı geçerli mi yoksa geçersiz mi olduğunun tespiti, alacak kalemlerinin tek tek hesaplanması, zorunlu arabuluculuk başvurusunun yapılması ve anlaşma sağlanamazsa iş mahkemesinde davanın açılıp yürütülmesi.

Bunların yanında ihtarname çekilmesi, işverenden özlük dosyası ve ücret bordrolarının istenmesi, SGK hizmet dökümünün incelenmesi ve icra takibi de süreç içinde avukatın yürüttüğü işlerdendir. Dosya kazanıldıktan sonra tahsil aşaması başlar. Bu aşama çoğu zaman yargılamanın kendisi kadar emek ister.

İşçi Avukatının Baktığı Dava Türleri

İş mahkemelerinde görülen dosyaların büyük bölümü işçilik alacaklarından doğar. Aşağıdaki tablo, en sık karşılaştığımız dava türlerini ve bunların hukuki dayanağını gösteriyor.

Dava türü Konusu Dayanak
Kıdem tazminatı davası İş sözleşmesinin tazminata hak kazandıran bir sebeple sona ermesi halinde her tam yıl için 30 günlük giydirilmiş brüt ücret 1475 sayılı Kanun m.14 (yürürlükteki tek madde)
İhbar tazminatı davası Bildirim sürelerine uyulmadan yapılan fesihte, süreye karşılık gelen ücret tutarı 4857 m.17
Fazla mesai ve tatil ücreti davası Ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri 4857 m.41, m.46, m.47
Yıllık izin ücreti davası Kullandırılmayan yıllık ücretli izin karşılığının fesihte ödenmesi 4857 m.53, m.59
İşe iade davası Geçerli sebep gösterilmeden yapılan feshin geçersizliğinin tespiti 4857 m.18-21
İş kazası ve meslek hastalığı tazminatı Bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat 6098 sayılı TBK m.54, m.56
Hizmet tespiti davası SGK’ya bildirilmeyen sigortasız çalışmanın mahkeme kararıyla tespiti 5510 m.86
Mobbing ve kötüniyet tazminatı İşyerinde sistematik psikolojik baskı, kötüniyetli fesih TBK m.417, 4857 m.17/6

Bu kalemler çoğu dosyada bir arada talep edilir. Fazla mesaisi ödenmeyen bir işçi, aynı sebeple iş sözleşmesini haklı olarak feshedip kıdem tazminatını da aynı davada isteyebilir.

Hangi Durumlarda İş Hukuku Avukatına İhtiyaç Duyulur?

İşten çıkarılmak tek başına avukata başvurma sebebi değildir. Asıl belirleyici olan, hak kaybının geri dönülmez hale gelebileceği bir sürenin işlemeye başlamış olmasıdır.

İşe iade talebi bunun en keskin örneğidir. Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulmazsa işe iade hakkı tümüyle düşer. Bu süre hak düşürücü süredir ve telafisi yoktur.

Ücreti geciken, maaşının bir kısmını elden alan, SGK’ya asgari ücretten bildirilen ya da fazla mesaisinin karşılığını göremeyen bir çalışan da dosyasını erken açmakta yarar görür. Bu durumlarda istifa etmek ile haklı nedenle fesih yapmak arasındaki fark, kıdem tazminatının tamamını kazandırır ya da kaybettirir. İstifa dilekçesini kendi eliyle yazıp imzalayan işçinin sonradan haklı fesih iddiasını ispatlaması çok daha zordur.

İş kazası geçiren işçinin durumu ayrıdır. Burada hem SGK süreci hem tazminat davası hem de işveren hakkında ceza soruşturması paralel ilerler ve kaza tutanağı, iş güvenliği eğitim kayıtları, risk değerlendirme raporu gibi deliller ilk günlerde toplanmazsa sonradan temin edilemez.

İş Davalarında Arabuluculuk Dava Şartı

İşçilik alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabulucuya gitmeden doğrudan açılan dava, esasa girilmeden usulden reddedilir.[1]

Başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci sonuçlandırmak zorundadır; bu süre zorunlu hallerde en fazla bir hafta uzatılabilir.

Önemli bir istisna var. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları arabuluculuk dava şartına tabi değildir.[2] İş kazası dosyasında doğrudan dava açılabilir, arabuluculuk aşaması beklenmez.

Arabuluculuk aşamasının masrafı da çoğu işçinin sandığından düşüktür. Taraflar anlaşamazsa ve görüşme iki saati aşmamışsa, iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Ayrıca arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

Buna karşılık ilk toplantıya geçerli mazereti olmadan katılmayan taraf, davada tamamen haklı çıksa bile yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Davetiyeyi görmezden gelmek, kazanılan davanın maliyetini artırır.

İşe İade Davasının Şartları ve Sonuçları

İşe iade davası, feshin geçersizliğinin tespitini ve işçinin eski işine dönmesini amaçlar. Dava hakkının doğması dört şartın birlikte gerçekleşmesine bağlıdır: işyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışıyor olması, işçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması, sözleşmenin belirsiz süreli olması ve feshin işveren tarafından yapılmış olması.

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükü işverene aittir.[3] İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını öne sürüyorsa bu iddiasını kendisi ispatlar.

Süreler dar. Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulur, anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılır.

Mahkeme feshin geçersizliğine karar verirse işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Başlatmazsa işçiye en az dört, en çok sekiz aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı öder. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için de işçiye en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları ödenir.[4]

Kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işverene başvurmayan işçi bu haklarını kaybeder. Fesih geçerli hale gelir. Davayı kazanmak tek başına yetmez, başvuru da süresinde yapılmalıdır.

Çoğu kaynağın atladığı bir nokta şu: işe iade davalarında verilen kararlar hakkında temyiz yolu kapalıdır. Bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir.[5] Bu yüzden işe iade dosyaları, işçilik alacağı dosyalarına göre belirgin biçimde daha kısa sürede kesinleşir.

İşçilik Alacaklarında Zamanaşımı Süreleri

Zamanaşımı dolduktan sonra açılan davada mahkeme, karşı taraf itiraz ederse alacağı reddeder. Hangi kalemde hangi sürenin işlediği aşağıda toplandı.

Alacak kalemi Süre Başlangıç
Kıdem tazminatı 5 yıl Fesih tarihi
İhbar tazminatı 5 yıl Fesih tarihi
Kötüniyet tazminatı 5 yıl Fesih tarihi
Yıllık izin ücreti 5 yıl Fesih tarihi
Ücret, fazla mesai, tatil ücreti 5 yıl Her bir alacağın muaccel olduğu tarih
İş kazası nedeniyle tazminat 10 yıl Zararın ve failin öğrenilmesine bağlı kurallar saklı
Hizmet tespiti davası 5 yıl Hizmetin geçtiği yılın sonu
İşe iade başvurusu 1 ay (hak düşürücü) Fesih bildiriminin tebliği

Kıdem, ihbar, kötüniyet tazminatı ile yıllık izin ücretinin beş yıllık süresi, 7036 sayılı Kanunla İş Kanunu’na eklenen Ek Madde 3 ile getirildi.[6] Düzenleme 25 Ekim 2017 tarihinden sonra sona eren sözleşmeler bakımından uygulanır. Daha önce sona eren iş ilişkilerinde on yıllık süre gündeme gelebilir.

Fazla mesai gibi dönemsel alacaklarda süre her ay yeniden işlemeye başlar. Beş yıl önce yapılmış ve ödenmemiş bir fazla çalışmanın karşılığı, bugün açılan davada artık istenemez. Bu yüzden ödenmeyen mesai alacağı olan işçinin beklemesi, her geçen ay dosyadaki tutarı küçültür.

Zamanaşımı süreniz işliyor olabilir. İşten ayrılış belgelerinizi ve SGK hizmet dökümünüzü iletin, hangi alacakların hala istenebilir olduğunu söyleyelim.Dosyanızı Ücretsiz Değerlendirelim

Fazla Mesai Hesabında Sık Yapılan Karışıklık

İnternetteki pek çok sayfada fazla çalışma ile fazla sürelerle çalışma birbirine karıştırılıyor, zam oranları ters yazılıyor. Kanun metni bu konuda açık.

Haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla çalışmadır ve her bir saati için normal saat ücretinin yüzde elli artırılmasıyla ödenir. Haftalık çalışma süresi sözleşmeyle 45 saatin altında belirlenmişse, bu süreyi aşan ve 45 saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmadır ve zam oranı yüzde yirmi beştir.[7]

İşçi dilerse zamlı ücret yerine serbest zaman kullanabilir: her bir saat fazla çalışma için 1 saat 30 dakika, her bir saat fazla sürelerle çalışma için 1 saat 15 dakika. Bu serbest zamanın altı ay içinde ve ücretten kesinti yapılmaksızın kullandırılması gerekir.

Fazla çalışmanın toplamı bir yılda 270 saati aşamaz. Ayrıca fazla saatlerle çalışma için işçinin onayı alınmalıdır. Onay olmadan dayatılan mesai, işçi açısından haklı fesih sebebi oluşturabilir.

İş Davası Ne Kadar Sürer?

Dürüst cevap: dosyaya göre değişir ve baştan kesin bir süre söyleyen avukata temkinli yaklaşmak gerekir. Yine de sürenin nerelerde uzadığı bellidir.

Zorunlu arabuluculuk aşaması kanunen üç hafta, uzatmayla dört hafta ile sınırlıdır. Tarafların anlaştığı dosyalarda uyuşmazlık burada biter ve anlaşma belgesi ilam niteliğinde belge sayılarak doğrudan icraya konabilir.

Dava aşamasında süreyi belirleyen üç unsur var: tanık sayısı, bilirkişi incelemesinin gerekip gerekmediği ve SGK ile diğer kurumlardan gelecek müzekkere cevaplarının beklenmesi. Fazla mesai ve ücret alacağı dosyalarında bilirkişi hesap raporu neredeyse kaçınılmazdır ve rapora itiraz edilmesi ek bir celse anlamına gelir.

İşe iade davaları ayrı bir kategoridir. Kanun bu davaların ivedilikle sonuçlandırılmasını emreder ve istinaf kararı kesin olduğundan dosya temyiz aşamasına gitmez. Bu yapısal fark, işe iade dosyalarını alacak dosyalarından kısa tutar.

İş Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme

İş uyuşmazlıklarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde davaya, o yerdeki asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar.

Yetkili mahkeme ise davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. İş kazasından doğan tazminat davalarında kazanın veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin kendi yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.[8]

Bu yetki kuralı işçi lehine konulmuştur ve sözleşmeyle değiştirilemez. İş sözleşmesine konan “uyuşmazlıklarda şu ilin mahkemeleri yetkilidir” biçimindeki kayıtlar geçersizdir. Şirket merkezi başka bir ilde olan işçi, davasını kendi çalıştığı yerde açabilir.

İş Hukuku Avukatı Ücreti Nasıl Belirlenir?

Avukatlık ücreti üç ayrı kalemden oluşur ve bunlar sıkça birbirine karıştırılır: müvekkilin avukatına ödediği vekalet ücreti, dava sonunda karşı tarafa yüklenen vekalet ücreti ve yargılama giderleri.

Müvekkil ile avukat arasındaki ücret serbestçe kararlaştırılır, ancak bir alt sınır vardır. Türkiye Barolar Birliği’nin hazırladığı ve her yıl Resmi Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi altında ücret kararlaştırılamaz. 2026 yılı için geçerli tutarlar bu tarifede yer alır ve dava türüne göre değişir.

İş davalarında yaygın olan yöntem yüzdelik anlaşmadır. Avukatlık Kanunu, dava veya hükmolunacak şeyin değerinin yüzde yirmi beşini aşmamak üzere yüzde esaslı ücret kararlaştırılmasına izin verir.[9] Bu oran tavan sınırıdır, her dosyada uygulanan sabit bir oran değildir.

Dava sonunda tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenen vekalet ücreti ise kanun gereği avukata aittir. Bu ücret müvekkilin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez. İşçinin kazandığı davada işverenden tahsil edilen vekalet ücreti, işçinin alacağından düşülen bir kalem değildir.

İnternette dolaşan sabit rakamlara itibar etmemek gerekir. Ücret; alacak kalemlerinin tutarına, tanık sayısına, bilirkişi gerekip gerekmediğine ve işin arabuluculukta mı yoksa yargılamayla mı biteceğine göre dosya bazında belirlenir. Maddi durumu elvermeyen işçi için adli yardım ve baroların adli yardım bürosu yolu da açıktır.

İş Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mu?

Hukuken zorunlu değildir. İşçi hem arabuluculuk görüşmelerine hem de iş mahkemesindeki duruşmalara bizzat katılabilir, dilekçesini kendisi verebilir.

Pratikte bunun bedeli, dosyanın geri alınamayan noktalarında ortaya çıkar. Arabuluculuk tutanağında “tüm haklarımı aldım, başkaca bir alacağım kalmamıştır” ibaresini imzalayan işçi, sonradan fazla mesai veya izin ücreti talebiyle dava açamaz. Arabuluculuk anlaşma belgesi ilam niteliğindedir.

Aynı şekilde dava dilekçesinde talep edilmeyen bir alacak kalemi, ıslah süresi geçtikten sonra dosyaya eklenemez. Kıdem tazminatını isteyip ihbar tazminatını yazmayı atlayan işçi, bu kalemi kaybeder. İşverenin tarafında profesyonel bir vekil varken işçinin tek başına kalması, çoğu dosyada bu tür usul kayıplarıyla sonuçlanıyor.

Avukatla Çalışma Süreci Nasıl İşler?

İlk görüşmede dosyanın iskeleti çıkarılır. İşe giriş ve çıkış tarihleri, son brüt ücret, çalışma saatleri, fesih şekli ve elde bulunan belgeler bu görüşmede netleşir.

Getirilmesi faydalı belgeler şunlardır: SGK hizmet dökümü ve işten ayrılış bildirgesi, ücret bordroları, banka hesap hareketleri, iş sözleşmesi, varsa ihtarname ve fesih bildirimi, puantaj ya da giriş çıkış kayıtları, işyeri yazışmaları. Belgeler eksikse de dosya açılır. İşveren elindeki kayıtları mahkemeye sunmak zorundadır ve sunmaması aleyhine değerlendirilir.

Ardından alacak hesabı yapılır ve arabuluculuk başvurusu gerçekleştirilir. Arabuluculukta anlaşma sağlanırsa süreç burada biter, sağlanamazsa son tutanak dava dilekçesine eklenerek iş mahkemesinde dava açılır.

Yargılama boyunca tanık listesi verilir, işverenden özlük dosyası ve bordro istenir, SGK ve ilgili kurumlara müzekkere yazılır, bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunulur. Karar kesinleştikten sonra icra takibi başlatılır. Tahsilat aşaması dosyanın son ve çoğu zaman en kritik ayağıdır.

Türkiye Genelinde İş Hukuku Avukatlığı Hizmeti

Avukatın yalnızca kayıtlı olduğu baronun bulunduğu ilde çalışma zorunluluğu yoktur. Bir baroya kayıtlı avukat Türkiye’nin tamamında dava takip edebilir, duruşmalara katılabilir ve arabuluculuk görüşmelerini yürütebilir.

Dosyaların önemli bir bölümü bugün fiziki mesafeden bağımsız yürüyor. Dilekçeler UYAP üzerinden sunuluyor, duruşmalara e-Duruşma ile katılmak mümkün, arabuluculuk görüşmeleri çevrim içi yapılabiliyor. Bu nedenle Ankara’nın Çankaya, Keçiören, Sincan, Etimesgut, Mamak, Yenimahalle, Gölbaşı, Polatlı, Akyurt, Elmadağ, Kalecik, Kahramankazan ve Kızılcahamam ilçeleri ile İstanbul’un Kağıthane başta olmak üzere tüm ilçelerinden, ayrıca Yalova ve Manisa’dan gelen dosyaları da aynı şekilde takip ediyoruz.

Yoğun çalıştığımız şehirler için ayrı sayfalarımız bulunuyor:

Hangi şehirde olursanız olun, davanın açılacağı yer sizin yerleşim yerinize ya da işin yapıldığı yere göre belirlenir. Dosyanızın hangi mahkemede görüleceğini ilk görüşmede netleştiriyoruz.

İş Hukuku Avukatı Hakkında Sık Sorulan Sorular

İşçilerden en çok gelen soruları ve kısa cevaplarını aşağıda topladık.

İstifa eden işçi kıdem tazminatı alabilir mi?

Kural olarak kendi isteğiyle istifa eden işçi kıdem tazminatına hak kazanmaz. Ancak kanunun saydığı haklı fesih hallerinde durum değişir: ücretin ödenmemesi veya eksik ödenmesi, fazla mesai ücretinin verilmemesi, ücretin SGK’ya düşük bildirilmesi, mobbing, yıllık iznin kullandırılmaması gibi sebeplerle iş sözleşmesini fesheden işçi kıdem tazminatını alır. Zorunlu askerlik, emeklilik için gerekli prim gün sayısı ile sigortalılık süresinin doldurulması ve kadın işçinin evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde ayrılması da kıdem tazminatına hak kazandıran hallerdendir. Burada belirleyici olan dilekçenin başlığı değil, fesih sebebinin yazılı olarak doğru biçimde ortaya konmasıdır.

İşe iade davası için kaç işçi çalışması gerekir?

İşyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışıyor olması gerekir. Bu sayı hesaplanırken işverenin aynı iş kolundaki diğer işyerlerinde çalışan işçiler de dikkate alınır; yani işveren işçileri farklı şubelere bölmüş olsa bile toplam sayı esas alınır. Bunun yanında işçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması, sözleşmesinin belirsiz süreli olması ve feshin işveren tarafından yapılmış olması şarttır. Yer altı işlerinde çalışan işçilerde altı aylık kıdem şartı aranmaz.

Fazla mesai ücreti nasıl ispatlanır?

En güçlü deliller işyerinin kendi kayıtlarıdır: puantaj cetvelleri, giriş çıkış turnike kayıtları, parmak izi sistemi dökümleri ve imzalı mesai formları. Bu kayıtlar işverenin elinde olduğundan mahkeme bunları işverenden ister. İşverenin kayıt sunmaması veya kayıtların gerçeği yansıtmaması halinde tanık beyanlarına dayanılır. Birlikte çalışılan iş arkadaşlarının tanıklığı bu dosyalarda belirleyici olur. Yargıtay uygulamasında, uzun süreli ve kesintisiz fazla çalışma iddialarında hesaplanan tutardan hakkaniyet indirimi yapılabildiği de bilinmelidir.

Arabuluculukta anlaşırsam sonradan dava açabilir miyim?

Açamazsınız. Arabuluculuk sonunda düzenlenen anlaşma belgesi, taraflar ve avukatları ile arabulucu tarafından imzalandığında ilam niteliğinde belge sayılır ve doğrudan icraya konabilir. Tutanakta yer alan alacak kalemleri bakımından yeniden dava açma imkanı kalmaz. Bu nedenle tutanaktaki “başkaca bir alacağım yoktur” türü genel ibareler imzalanmadan önce hangi kalemlerin kapsandığının tek tek kontrol edilmesi gerekir.

Sigortasız çalıştırıldım, ne yapabilirim?

Hizmet tespiti davası açabilirsiniz. 5510 sayılı Kanun uyarınca çalışmaları kuruma bildirilmeyen sigortalı, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurarak çalışmasını ispatlayabilir. Mahkeme kararında belirtilen kazanç toplamları ve prim ödeme gün sayıları SGK tarafından dikkate alınır, bu da emeklilik hesabınızı doğrudan etkiler. Hizmet tespiti davalarında Sosyal Güvenlik Kurumu davaya resen dahil edilir ve mahkeme delilleri kendiliğinden araştırır.

İş kazası davasında da arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Hayır. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları dava şartı arabuluculuğun kapsamı dışındadır. Bu davalarda doğrudan iş mahkemesinde dava açılabilir. Buna karşılık aynı işçinin kıdem tazminatı, fazla mesai gibi alacak talepleri varsa, o kalemler için arabuluculuk şartı işlemeye devam eder.

Avukatlık ücretini davayı kazanınca mı ödeyeceğim?

Bu, avukatla yapılan yazılı ücret sözleşmesine bağlıdır. Avukatlık Kanunu, dava veya hükmolunacak şeyin değerinin yüzde yirmi beşini aşmamak üzere yüzdelik ücret kararlaştırılmasına izin verir. Bu modelde ücretin bir bölümü tahsilat sonrasına bırakılabilir. Bunun yanında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi bir alt sınır koyar ve bu sınırın altında ücret kararlaştırılamaz. Dava sonunda karşı tarafa yüklenen vekalet ücreti ayrı bir kalemdir ve kanun gereği avukata aittir.

İşten çıkarıldıktan ne kadar süre sonra dava açabilirim?

Alacak kalemine göre değişir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ve yıllık izin ücretinde zamanaşımı beş yıldır ve fesih tarihinden işlemeye başlar. Ücret, fazla mesai ve tatil ücreti alacaklarında da süre beş yıldır, ancak her alacak kendi muaccel olduğu tarihten itibaren ayrı ayrı hesaplanır. İşe iade talebi bunlardan tamamen farklıdır: fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulmazsa hak düşer.

İhbar tazminatı ne kadar olur?

İhbar tazminatı, işçinin kıdemine göre belirlenen bildirim süresine karşılık gelen ücret tutarıdır. Kıdemi altı aydan az olan işçi için iki hafta, altı ay ile bir buçuk yıl arasında dört hafta, bir buçuk yıl ile üç yıl arasında altı hafta, üç yıldan fazla kıdemi olan işçi için sekiz haftadır. Bu süreler asgari olup sözleşmeyle artırılabilir. İşveren bildirim süresine uymadan fesih yaparsa bu sürelerin ücreti tutarında ihbar tazminatı öder. Haklı nedenle derhal fesih hallerinde ise ihbar tazminatı doğmaz.

İşveren beni işe iade kararına rağmen başlatmazsa ne olur?

İşveren, kesinleşen karardan sonra başvurunuz üzerine sizi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Başlatmazsa en az dört, en çok sekiz aylık ücretiniz tutarında işe başlatmama tazminatı ödemekle yükümlü olur. Ayrıca kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığınız süre için en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklarınız da ödenir. Bu tutarlar mahkeme tarafından dava tarihindeki ücret esas alınarak parasal olarak belirlenir.

Dosyanızın hangi kalemleri kapsadığını ve hangi sürelerin işlediğini öğrenmek için bize ulaşın. İlk değerlendirme için 0507 433 00 00 numaralı telefonu arayabilir ya da bize ulaşın sayfasındaki formu doldurabilirsiniz.

Kaynaklar

  1. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/1-2. ↩
  2. 7036 sayılı Kanun m.3/3. ↩
  3. 4857 sayılı İş Kanunu m.20/2. ↩
  4. 4857 sayılı İş Kanunu m.21. ↩
  5. 7036 sayılı Kanun m.8/1-a ve 4857 sayılı Kanun m.20/3. ↩
  6. 4857 sayılı İş Kanunu Ek Madde 3; 5510 sayılı Kanun m.86/9. ↩
  7. 4857 sayılı İş Kanunu m.41. ↩
  8. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5 ve m.6. ↩
  9. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.164. ↩