İçeriğe geç
İşçi Hakları Avukatı

Taksi Şöförlerinin Kıdem Tazminatı Hakkı

Yayın Güncelleme

Taksi Şoförleri Kıdem Tazminatı Alabilir mi?

Nasıl Hak Kazanılır?

Taksi şoförleri işçi sayılıyorsa, diğer işçilerle aynı koşullarda kıdem tazminatı alır: aynı işverende veya aynı işverene ait farklı işyerlerinde en az bir yıl çalışmış olmak ve iş sözleşmesinin kanunda sayılan hallerden biriyle sona ermesi gerekir.[1] Hak doğuran fesih halleri kıdem tazminatı şartları yazısında, tazminatın hesabı ise kıdem tazminatı nasıl hesaplanır yazısında anlatılır.

Taksi şoförleri bakımından asıl tartışma, şoförün işçi mi yoksa araç kiralayan mı sayılacağıdır. Taksi şoförleri için bu ayrım, tazminat hakkının temelini oluşturur.

Taksi şoförü ne zaman işçi sayılır

taksi şoförleri kıdem tazminatı alabilmek için işçi sayılma ölçütleri, kira ilişkisi farkı ve gerekli belgeler

Taksi Şoförü Ne Zaman Tazminat Alma Hakkına Sahiptir?

Taksi şoförleri İş Kanununda yer alan unsurları sağlamaları halinde işçi olarak kabul edilebilmektedir. Bu sayede taksi şoförleri kıdem tazminatına ek olarak ihbar tazminatı, fazla çalışma alacağı, yıllık izin gibi haklarını da elde edebilmektedir. Taksi şoförünün işçi kabul edilebilmesi için taksi plakası sahibi ile taksi şoförü arasında iş görme, ücret ve bağımlılık unsurlarının sağlanması gerekir. Eğer taksi şoförü taksi plakası sahibi adına çalışıyor, bu çalışması karşılığında ücret alıyorsa işçi sayılmaktadır.

Taksi şoförü ile taksi plaka sahibi arasında düzenli olarak maaş, taksi plaka sahibinin emir ve talimatlarını yerine getirme, trafik cezası ve araçtaki hasarların taksi plakası sahibi tarafından ödenmesi gibi işçi-işveren ilişkisi özelliklerini taşıyan durumlar varsa taksi şoförü işçidir. Bu durumda taksi şoförü İş Kanununa göre işçi sayılmaktadır ve kanundan kaynaklanan tüm tazminatlarını işvereni olan taksi plakası sahibinden talep edebilir.

Taksi Şoförü Ne Zaman Kıdem Tazminatı Alamaz?

Taksi şoförü, taksi plakası sahibinden aracı günlük, haftalık veya aylık belirli bir ücret karşılığında kiralamışsa, aracın temizlik, ceza, hasar gibi tüm masrafları taksi şoförüne aitse veya taksi şoförü ile plaka sahibi arasında bu hususta bir kira sözleşmesi imzalanmışsa taksi şoförü işçi kabul edilemez. Bu durumda plaka sahibi işveren olmadığı için işçinin hak ettiği tazminatları taksi şoförüne ödemekle yükümlü değildir. Taksi şoförü bir alacağı olduğunu iddia etse bile bunu İş Kanununa göre değil, Borçlar Kanununa göre genel hükümlere dayanarak tahsil etmek durumunda kalır.

Taksi Şoförü Plaka Sahibi Yanında İşçi Olarak Çalışmak İçin Ne Yapmalıdır?

Taksi şoförünün işçi olarak kabul edilebilmesi için işçi olduğunu ispat etmesi gerekir. Bunun için yapılabilecek en garanti yöntem, plaka sahibi ile arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalamasıdır. Eğer böyle bir sözleşme yoksa para transferlerinin banka yoluyla yapılması, plakaya ve şoföre yazılan cezaların plaka sahibi tarafından karşılanması, araçta meydana gelen tamir ve onarım işlemlerinin plaka sahibi tarafından karşılanması durumlarını ispat etmek durumunda olacaktır. Bunların belgeyse ispat edilememesi halinde davada tanık göstermek suretiyle işçi olduğunu ispatlaması ve tazminatlarını tahsil etmesi mümkündür.

Taksi Plaka Sahibi Taksi Şoförüne İşçi Olarak Tazminat Ödememek İçin Ne Yapmalıdır?

Plaka sahibi tazminat ödememek için, aracı kiraladığını, taksi şoförü ile arasında işçi-işveren ilişkisinin olmadığını ispat etmek zorundadır. Bunun için en garanti yol taksi şoförü ile taksi plaka sahibi arasında hasılat-ürün kirası sözleşmesi yapmasıdır. Sözleşme yapılamaması halinde, taksi plaka sahibinin aracı günlük, haftalık veya aylık belirli bir ücret ile kiraladığını, aracın trafik cezası, tamir ve onarım masraflarının kiralayan taksi şoförü tarafından karşılandığını ispat etmesi gerekir. Bunun için belge mevcut değil ise davada tanık dinletme yoluyla ispat etmesi mümkündür.

Her iki taraf için de en sağlıklı yol, tarafların aralarındaki ilişkiyi ayrıntılı bir şekilde düzenledikleri bir sözleşme yapmalarıdır. Sözleşme yapılmaması halinde iki taraf için de zaman ve gelir kaybı söz konusu olmaktadır.

Sonuç olarak taraflar arasındaki ilişkinin işveren-işçi mi kiracı-kiraya veren mi olduğunun tespiti aralarında bir sözleşme yoksa somut olaya ve mevcut şartlara göre değişebilmektedir. Bu durumun tespitinde görünürdeki işlemler değil, fiili durum önemli olup, fiili durum tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekir. Ayrımın net bir şekilde yapılabilmesi için taraflara arasında iş görme, ücret ve bağımlılık unsurlarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmalıdır.

Taksi Şoförü Kıdem Tazminatı ve Hizmet Tespiti

Sigortasız çalıştırılan taksi şoförleri işçi sayılıyorsa, SGK kaydı olmasa da kıdem ve ihbar tazminatı isteyebilir. Bunun için çalıştığını ispat etmesi gerekir. Hizmet tespit davasının şartları hizmet tespit davası yazısında, sigortasız çalışan işçinin izleyeceği yol ise sigortasız çalıştırılan işçi ne yapmalı yazısında anlatılır.

Taksi Sahibi ile Taksi Şoförleri Arasındaki Hak ve Alacak Taleplerine İlişkin Olarak Kanun’un Uygulanabilmesi ve İş Mahkemelerinin Görevli Olabilmesi İçin Aranan Şartlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2016/14014 E. 2016/13596 K. Sayılı ve 07.06.2016 tarihli Kararı detaylıca incelendiğinde, ticari taksi sahibi ile aracı kullanan şoför arasında iş ilişkisi mi yoksa hasılat kirası ilişkisi mi olduğu yönündeki tartışmaya yönelik olarak 4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinde yer alan iş sözleşmesinin asli unsurlarına bakılması gerektiğini belirtmiştir. Öyle ki, 8. madde; “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir” demek suretiyle bağımlılık ve ücret ifadesi ile iş sözleşmesinin iki asli unsurunu belirtmiştir. Bu doğrultuda iş sözleşmesi ve iş ilişkisinin temelini oluşturan bağımlılık, işçinin belirli veya belirsiz bir süre için işverenin talimatına göre ve onun denetimine bağlı olarak çalışmasını ifade etmektedir.

Buna karşın olarak, TBK kapsamında düzenlenen, hasılat kirasına bakıldığında ise hasılat getiren bir taşınır ya da taşınmaz mal, ticari işletme ya da hakkın kira ilişkisinin konusunu oluşturması ve kiralananın demirbaşları ve işletme ruhsatı ile birlikte kiraya verilmesi gerekmektedir.

Bu doğrultuda giriş kısmında da detaylıca belirtildiği üzere, taksi şoförü ile taksi sahibi arasındaki ilişkinin iş ilişkisi olarak tanımlanabilmesi ile somut olayın koşulları dikkate alındığında taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinin hasılat kirası olarak da nitelendirilebilmesi mümkündür. İlişkinin niteliğinin açıkça ortaya koyulabilmesi için taraflar arasında gerek iş ilişkisi kapsamında olması gereken asli unsurların var olup olmadığı gerekse hasılat kirasına ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi gerekmektedir.

Somut olay dahilinde, ticari taksi işletilmesinde aracı kullanan şoför üzerinde eğer taksi sahibinin gözetim ve denetimi varsa bu takdirde taraflar arasındaki ilişkinin iş sözleşmesi olarak nitelendirilmesi söz konusu olabilecektir. Ancak, taksi sahibi, ticari taksiyi, taksi şoförüne günlük belirli bir bedel karşılığında kullandırmakta, hasılat ne olursa olsun kendisi sabit bir ücret talep etmekte ve araç sahibi günlük bu bedel dışında taksinin işletimiyle ilgili herhangi bir talimat ve emir verme yetkisine sahip değil ise taksi sahibi ile taksi şoförü arasındaki ilişkinin iş sözleşmesi olarak nitelendirilebilmesi güçtür. Nitekim işbu durum dahilinde taraflar arasındaki ilişkinin hasılat kirası olarak nitelendirilmesi daha mümkündür. Öyle ki, taraflar arasındaki ne bir ücret ne de bağımlılık unsurunun mevcut bulunduğu söylenebilecektir. Çünkü taksi sahibi belirli bir ücretin kendisine ödenmesi ile birlikte herhangi bir şekilde taksi şoförüne karışmamakta olup, elde edilen kazanç ve riski yalnızca taksi şoförü üzerindedir. Somut olayda ise Daire, şoförün günlük belirli bir hasılatı araç sahibine ödemesine rağmen araç sahibinin talimatı ile hareket ettiğini ve ekonomik riskin araç sahibinde olduğunu kabul etmiş, ilişkiyi iş ilişkisi sayarak davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararını bozmuştur.[2]

Dolayısıyla, iş sözleşmesinin çok önemli özelliklerinden biri olan ekonomik riskin, bir başka deyişle kar ve zararın işverene ait olması söz konusu iken, iş sözleşmesini bağımsız çalışanlardan ayıran en önemli farklılıklardan birisinin de ekonomik risk olduğu belirtilmektedir (A. Güzel, “Ekonomik ve Teknolojik Değişim Sürecinde İşçi Kavramı ve Yeni Bir Ölçüt Arayışı…” İş ve … Hukukunda İşçi ve İşveren Kavramları ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, İstanbul 1997, s. 21-22). Nitekim ideal bir düzende, işçi, işyeri veya işletmede ekonomik riski üstlenmemektedir. Bir hukuki ilişkide hukuki ve kişisel bağımlılık yoksa işçinin kar veya zarar riskini taşıması, bu hukuki ilişkinin iş sözleşmesi olmadığı yolunda tek başına yeterli bir kriter olmasa da önemli bir kriter olarak tanımlanmaktadır.

Bu başlığı geniş bağlamda İşçi Hakları Nelerdir? Güncel rehberinde, ilişkili bir yönünü ise Kıdem Tazminatı Vergi İadesi Nasıl Geri Alınır yazısında bulabilirsiniz.

Aynı çerçevede Yabancı İşçi Çalıştırma Şartları başlıklı yazı da faydalı olabilir.

Aynı çerçevede Yurt Dışında Çalışan İşçi Hakları: Uygulanacak Hukuk, Dava Yeri ve SGK başlıklı yazı da faydalı olabilir.

Kaynaklar

  1. 1475 sayılı İş Kanunu m.14 ↩
  2. 4857 sayılı İş Kanunu m.8 ↩